Her gün oruca niyet etmek şart mıdır? *

cami_allah.jpg

Yorucu ama çok hayırlı bir mesleğim var. Meslek ve ev işlerimin bütün yoruculuğuna rağmen Ramazan oruçlarımı tutuyorum. Her orucumun niyetini dilimle ikrar ediyorum.

Bazen işlerimin koşuşturması ve yorgunluğuyla niyetimi söylemeyi unutup uyuduğum oluyor, o zaman sadece düşünmüş oluyorum. O durumda niyetim geçerli oluyor mu? Düşünmeyi de unutursam, yani niyet etmeden uyur, sabahı edersem o zaman ne olur? Müslümanların, Ramazan ayı geldiğinde İslâm dininin şartlarından olan orucu tutmaları kulluk görevidir. İmsak vaktinden iftar vaktine kadar yemeden, içmeden ve cinsel ilişkilerden uzak durarak tutulan oruca bilinçli olarak başlanması gerekmektedir. Oruçtaki amaç ve bilinçten kasıt, bu ibadetin Allah rızası için olmasıdır ki bu, niyet diye tabir edilir. Oruca niyet olmadan, aç kalan kişinin hali hastalığından dolayı perhiz veya rejim yapan kişinin halinden farklı değildir. Yani insanın kendisini oruca niyet etmeksizin yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak tutması oruç ibadeti sayılmaz. Bu bakımdan, ister farz veya vacip, isterse nâfile olsun her türlü oruçta niyet şarttır. Niyetin dil veya kalben olması yeterlidir. Hangi oruca niyet edildiğini kalpten geçirmek, düşünmek, karar vermek niyet demektir. Bu düşünülen, kalpten geçirilen niyetin, dil ile ifade edilip teyit edilmesi, düşüncenin perçinlenmesi anlamına gelir. Her günün orucu tek başına bir ibadettir Fakihlerin çoğunluğuna göre Ramazan ayının her günü için ayrı ayrı niyet edilmesi şarttır. Çünkü her bir günün orucu kendi başına bir ibadet olup, önceki ve sonraki günün orucu ile ilişkisi yoktur; dolayısıyla bir günün orucu bozulduğunda sadece o günün orucu bozulmuş olur, öteki günlerin orucu bu durumdan etkilenmez. Mâlikîler’e göre peş peşe tutulması gereken oruçlar için en başta yapılacak tek niyet yeterlidir. Ancak oruçlara yolculuk, hastalık, hayız ve nifas gibi zorunlu bir sebeple ara verilecek olsa engel ortadan kalktığında oruca başlarken yeni bir niyet gerekir. Niyetin şartları var mıdır? 1 Niyetin kalp ile olması şarttır, hem kalp, hem dil ile yapılırsa daha iyidir. Fakat, yalnız dil ile söylenip kalp ile doğrulanmazsa, bu niyet geçersizdir. 2 Hangi oruca niyet edildiği belirlenmelidir. 3 Niyetin kesin olması, bir şarta bağlı olmaması gerekir. Çünkü niyet, kesin azim ve karar demektir. 4 Niyet vakti; Hanefîlere göre Ramazan orucu, nâfile oruçlar ve vakti belirtilmiş adak (nezr-i muayyen) oruçlarının niyet etme vakti gün batımından başlayıp ertesi günün kuşluk vaktine hatta öğle namazının girmesine az bir vakit kalana kadar devam eder. Öğle vakti girdikten sonra ise, artık hiçbir oruca niyet edilemez. Şâfiîlere göre Ramazan orucu, kaza orucu ve adak orucuna geceden niyetlenmek şarttır. Nâfile oruca ise zevalden (güneşin baş ucunda, tepe noktasında bulunması) önceye kadar niyetlenmek câizdir. Oruç ibadetiyle kimler yükümlüdür? Namaz mükellefiyeti için gerekli olan Müslüman olmak, bulûğ çağına (ergenlik) girmiş olmak, aklî olgunluk düzeyinde (akıllı) olmak şartları, Arapçası “savm” (bir şeye karşı kendini tutmak, engellemek) olan oruç ibadeti için de geçerli olan şartlardır. Ergenlik çağına girmemiş çocuklar ibadetle yükümlü olmamakla beraber, kendilerini ibadete alıştırmak ve ibadeti sevdirmek amacıyla, büyüklerin onlara namaz kıldırmaları ve oruç tutturmaları doğru olur. Peygamberimiz (sas), yedi yaşından on yaşına kadarki sürede çocuğun namaza alıştırılmasını tasiye etmiştir. Vucudî gelişmeleri göz önüne alınmak şartıyla çocukların 8-9 yaşlarından itibaren oruca alıştırılmaları uygundur. Orucun, yukarıda saydığımız vücûb şartlarının yanında kişinin oruç tutmaya güç yetirecek durumda olması ve yolcu olmaması şarttır. Bunlara orucun vaciplik şartları denir. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’de “Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç tutmak size de farz kılındı. Böylece umulur ki fenalıklardan korunursunuz. Oruç sayılı günlerdedir. Sizden her kim o günlerde hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde oruç tutar. Oruç tutamayanlara fidye gerekir. Fidye bir fakiri doyuracak miktardır. Her kim de, kendi hayrına olarak fidye miktarını artırırsa bu, kendisi hakkında elbette daha hayırlıdır. Bununla beraber, eğer işin gerçeğini bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.” (Bakara 2/183-184) buyurmuştur. Âyetten anlaşıldığı gibi; hasta ve yolcu olanlar isterlerse oruçlarını Ramazan ayı sonrasına tehir edebilirler. Tutamadığı oruçlarını hasta iyileşince veya yolcu yolculuğunu bitirip ikâmet edince, Ramazan ayından sonra kaza eder. Kadın hayız halindeyken namaz kılıp oruç tutabilir mi? Kadınlar özel durumlarında (hayız, nifas) namaz ve oruç ibadetlerinden muaftırlar. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’de kadınların hayız durumunu bir eza ve rahatsızlık olarak açıklamıştır (el-Bakara 2/222). Hz. Muhammed (sas); “Ay başı (hayız, regl) geldiğinde namazı bırak” demiştir. Hz. Aişe (ra) Peygamberimiz’den rivayet ederek “Resulullah (sas) döneminde aybaşı olurduk da orucu kazâ etmemiz emredildiği halde, namazı kazâ etmemiz emredilmezdi” demiştir. Hadislerden de anlaşıldığı gibi regl durumunda olan kadın bu günlerde namaz kılmaz, oruç tutmaz. Çünkü kadının regl ve lohusa günlerinde namaz mükellefiyeti yoktur. Bu namazları daha sonra kazâ da etmez. Fakat o günlerde tutmadığı oruçları daha sonra kazâ eder. Çünkü senenin sayılı günlerinde olan oruç ibadetinin yerine getirilmesi, diğer ibadetlere nazaran biraz zor, sıkıntılı olan durumunu daha sıkıntılı hale getirmesi muhtemel olan hastalık ve yolculuk zamanlarında orucun ertelenmesine verilen izin, kadının özel hallerini de kapsar. Kadının bu şekilde namaz ve oruçtan muaf tutulması, “haktan mahrumiyet” değil, “görevden, vazifeden muafiyettir”. Yüce Allah’ın kadının üzerinden kaldırdığı vazifeye karşılık, sanki vazifesi devam ediyormuş gibi davranıp, Allah’ın tavsiyesine muhalefet ederek, regl haline rağmen oruç tutması helâl değildir, tutulan oruç da geçerli olmaz. İbadet konularında gerçekleşmiş olan icmâlara dikkat etmek, bunlara aykırı davranmamak şarttır. İcmâlara aykırı davranmayı âlimlerimiz bid’at ve sapıklık olarak adlandandırmışlardır. Hamile ve emziren anne orucu erteleyebilir mi? Hamile hanım, oruç tuttuğu takdirde kendisi veya çocuğu zarar görecekse oruç tutmaz. Çocuğunu emziren anne de süt verdiği takdirde sütü azalacak, bebeği doymayacaksa Ramazan orucunu sonra tutmak üzere erteler. Her iki durumda da normale dönüldüğünde oruçlar kazâ edilir (el-Bakara 2/185). Yaşlı insanlar oruç tutamazsa ne yapmalı? Oruç tutmaktan âciz olan yaşlı kimselerin de oruç tutması istenmemiş, bunun yerine, tutamadıkları her oruç için bir yoksulu doyuracak kadar fidye vermeleri ön görülmüştür. İyileşme ümidi kalmamış hastalar da bu hükümdedir. İyileşme ümidi var olan hastalar ramazan oruçlarını iyileşince tutacaklarından fidye vermezler. * [DR. JALE ŞİMŞEK – ZAMAN]

Bir Yanıt

  1. Allah. cc razı olsun güzel bilgiler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: